Sosyal Medyada Bizi Takip Edin, Gelişmelerden Anında Haberdar Olun.
facebook twitter in rss
 
TORBA YASA ÖZEL - 6552 Sayılı Torba Yasa Hakkındaki Tüm Haber - Bilgi ve Açıklamalara Buradan Ulaşabilirsiniz...
 
Anasayfa / Yazarlar / Esman DİLLİ / Ayda 30 Günden Az Çalışan İşçinin 30 Gün Üzerinden Bildirilmesini Gerektiren Haller ve Diğer Özellikli Durumlar

Ayda 30 Günden Az Çalışan İşçinin 30 Gün Üzerinden Bildirilmesini Gerektiren Haller ve Diğer Özellikli Durumlar

Sponsorlu Bağlantılar

4857 sayılı İş Kanununun 63 üncü maddesi uyarınca, genel olarak çalışma süresi haftada en çok 45 saattir. Aksi kararlaştırılmamışsa bu süre, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine eşit ölçüde bölünerek uygulanır. İşçi ve işverenin anlaşması ile haftalık normal çalışma süresi, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine, günde 11 saati aşmamak koşulu ile farklı şekilde dağıtılabilir. Bu durumda da iki aylık süre içinde işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık çalışma süresini yani 45 saati aşamaz. Bu iki aylık denkleştirme süresi toplu iş sözleşmeleri ile dört aya kadar artırılabilir.

4857 sayılı İş Kanununun 46 ncı maddesi uyarınca da bu Kanun kapsamına giren işyerlerinde, tatil gününden önce 63 üncü maddede belirlenen iş günlerinde çalışmış olmaları koşulu ile yani haftalık 45 saatlik çalışma süresini tamamlamış olmaları koşulu ile işçilere yedi günlük bir zaman dilimi içinde kesintisiz en az 24 saat dinlenme (hafta tatili) verilir. Çalışılmayan hafta tatili günü için işveren tarafından bir iş karşılığı olmaksızın o günün ücreti tam olarak işçiye ödenir. Uygulamada da genel olarak hafta içi sekizer saat ve Cumartesi günü de öğlen saat 13:00’a kadar yani beş saat çalışan işçilere Pazar günü hafta tatili izni verilmektedir. İşçiye hafta tatili izninin mutlaka Pazar günü kullandırılması şart olmayıp, eğer işyerinde Pazar günü de çalışma yapılıyor ise bu durumda hafta tatili izni uygun olan başka bir günde kullandırılabilir.

İşçinin işyerindeki haftalık çalışma süresi eğer 45 saati aşıyorsa, 4857 sayılı İş Kanunun 41 inci maddesi uyarınca, 45 saati aşan kısım fazla çalışma sayılır. Bu durumda her bir saatlik fazla çalışma (fazla mesai) için, normal saat başına düşen ücret miktarının yüzde elli fazlası ücret ödenmesi gerekir. Öte yandan, fazla çalışma süresinin toplamı bir yılda 270 saatten fazla olamaz.

Yukarıda belirtildiği şekilde, bir günlük hafta tatili izni ile birlikte işçi haftanın yedi günü, dolayısıyla da bir ayda 30 gün işyerinde çalışmış sayılır, buna bağlı olarak da her ay 30 gün üzerinden sigortalı olarak Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmesi gerekir.

Ancak, haftanın her günü işyerinde çalışmayan, dolayısıyla hafta tatili iznine de hak kazanamayan işçiler de bulunmaktadır. Doğal olarak bu durumdaki işçiler her ay 30 gün üzerinden değil, ay içerisinde işyerinde kaç gün çalışmışsa, çalıştığı gün sayısı üzerinden sigortalı olarak bildirilmektedir. İşte burada çok önemli bir ayrıntı devreye girmektedir. Eğer işçinin, haftanın hangi günü işe geleceği, hangi günü işe gelmeyeceği önceden kesin olarak belirlenmişse, yani işçi haftanın önceden belirlenen günlerinde işyerine gelip çalışıyor, diğer günlerde ise serbest kalıyorsa, bu durumda işveren doğal olarak o işçiyi işyerinde çalıştığı gün sayısı üzerinden sigortalı olarak bildirebilir. Her ay otuz gün üzerinden sigortalı olarak bildirme zorunluluğu bulunmamaktadır.

Ayda 30 Günden Az Çalışan İşçinin 30 Gün Üzerinden Sigortalı Gösterilmesini Gerektiren Durum:

Eğer durum böyle değilse, yani işçinin haftanın hangi günü işe geleceği, işveren tarafından hangi gün, ne zaman işe çağrılacağı belli değilse, her an işveren çağırabilir endişesiyle beklemek ve işveren çağırdığında işe gelmek zorundaysa, bu durumdaki işçi haftanın kaç günü işe gelir ve işyerinde çalışırsa çalışsın, işverenin bu işçiyi her ay 30 gün üzerinden sigortalı olarak bildirmesi gerekir. Çünkü, bu durumdaki işçinin ne zaman işe çağrılacağı belli olmadığından, işçi işyerinde çalışmadığı, yani boş kaldığı günler için başka herhangi bir yerde işe giremez, çalışamaz, dolayısıyla her ay 30 gününü işverene ayırmış olur. Nitekim, 4857 sayılı Kanunun 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde; işçinin işinde ve her an iş görmeye hazır bir halde bulunmakla beraber çalıştırılmaksızın ve çıkacak işi bekleyerek boş geçirdiği sürelerin, çalışma süresinden sayılacağı belirtilmiştir.

Çağrı Üzerine Çalışma:

4857 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, yazılı sözleşme ile işçinin yapmayı üstlendiği işle ilgili olarak kendisine ihtiyaç duyulması halinde iş görme ediminin yerine getirileceğinin, yani işçinin işyerine gelip çalışacağının kararlaştırıldığı iş ilişkisi, çağrı üzerine çalışmaya dayalı kısmi süreli bir iş ilişkisidir. Burada, hafta, ay veya yıl gibi bir zaman dilimi içinde işçinin ne kadar süreyle çalışacağını taraflar belirlemedikleri takdirde, haftalık çalışma süresi 20 saat olarak kararlaştırılmış sayılır. Çağrı üzerine çalıştırılmak için belirlenen sürede işçi çalıştırılsın veya çalıştırılmasın ücrete hak kazanır. Bu çalışma ilişkisinde, işçiden iş görme borcunu yerine getirmesini çağrı yoluyla talep hakkına sahip olan işveren, bu çağrıyı aksi kararlaştırılmadıkça, işçinin çalışacağı zamandan en az dört gün önce yapmak zorundadır. Süreye uygun çağrı üzerine işçi iş görme edimini yerine getirmekle, yani işyerine gelip çalışmakla yükümlüdür. Sözleşmede günlük çalışma süresi kararlaştırılmamış ise işveren her çağrıda işçiyi günde en az dört saat üst üste çalıştırmak zorundadır.

Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 101 inci maddesi uyarınca; çağrı üzerine çalışmada, yazılı iş sözleşmesi ile çalışma süresi gün, hafta veya ay olarak belirlenmiş ise işçi bu sözleşmede belirlenen süreler üzerinden sigortalı olarak bildirilir. Eğer, taraflar arasında çalışma süresi gün, hafta veya ay olarak belirlenmemiş ise 4857 sayılı Kanunun söz konusu 14 üncü maddesi hükümleri de dikkate alınarak, sigortalının ay içerisinde işyerinde çalıştığı toplam süre (aylık çalışma saati toplamı) günlük çalışma süresi olan 7,5 (yedi buçuk) saate bölünerek, sigortalı için Kuruma bildirilmesi gereken gün sayısı tespit edilir. Bu şekilde yapılacak hesaplamalarda 7,5 saatin altındaki çalışmalar bir güne tamamlanır. Ancak 4857 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesi uyarınca, hafta, ay veya yıl gibi bir zaman dilimi içinde işçinin ne kadar süreyle çalışacağını taraflar belirlemedikleri takdirde, haftalık çalışma süresi 20 saat olarak kararlaştırılmış sayılır. Öte yandan, Yönetmeliğin 101 inci maddesi birinci fıkrası uyarınca; bu şekildeki bir hesaplamada haftalık toplam çalışma süresi normal haftalık çalışma süresi olan 45 saatin üçte ikisi oranından fazla yani 30 saat veya daha fazla çıkarsa o zaman işçinin aylık 30 gün üzerinden sigortalı olarak bildirilmesi gerekir.

Çağrı Üzerine Çalışmanın Ayda 30 Günden Az Çalıştığı Halde 30 Gün Üzerinden Sigortalı Gösterilmeyi Gerektiren Çalışmadan Farkı:

Çağrı üzerine çalışmada en önemli fark; taraflar yani işçi ve işveren aralarında anlaşarak aksini kararlaştırmamışlarsa, işveren işçiyi işe çağıracağı zaman en az dört gün önceden işçiye bildirmek zorundadır. Ayrıca bu çalışma ilişkisinde taraflar, işçinin hafta, ay veya yıl gibi bir zaman dilimi içerisinde işyerinde ne kadar süreyle çalışacağını yazılı sözleşme ile belirleyebilirler. İşçinin, işyerinde ayda 30 günden az çalıştığı halde 30 gün üzerinden bildirilmesini gerektiren iş ilişkisinde ise tamamen belirsizlik söz konusudur. İşverenin işçiyi ne zaman işe çağıracağı, işçiyi haftanın hangi günleri, haftada veya ayda ne kadar süre veya kaç gün çalıştıracağı belli değildir. Böyle olunca da işçi işyerinde çalışmaksızın boş geçirdiği süreleri, her an işveren çağırabileceği için değerlendirmez, başka bir işe giremez.

Part-Time Çalışma:

Par-time çalışma, işçinin işyerinde günlük çalışma süresinin tamamında değil, günde sadece birkaç saat çalıştığı çalışma şeklidir. 4857 sayılı İş Kanununun 13 üncü maddesinde kısmi çalışma olarak nitelendirilmiş, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 101 inci maddesinde de sigortalının normal haftalık çalışma süresinin, tam süreli iş sözleşmesiyle çalışan emsal işçiye göre üçte ikisi oranından yani haftalık 30 saatten daha az belirlendiği çalışmalar kısmî süreli çalışma olarak nitelendirilmiştir. Part-time yani kısmi süreli çalışmada, işçinin bir aylık çalışma saati toplamı günlük normal çalışma süresi olan 7,5 (yedi buçuk) saate bölünerek, işçinin ay içerisindeki çalışmasının kaç güne isabet ettiği bulunur, 7,5 saatten az süreler bir gün olarak sayılır, bu şekilde tespit edilen gün sayısı üzerinden işçi sigortalı olarak bildirilir. Eğer haftalık çalışma süresinin toplamı 30 saat veya üzerinde ise bu taktirde part-time yani kısmi çalışmadan söz edilemez.