Anasayfa / Yazarlar / Ali Hüseyin KAYA / İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası ve İş Kazaları

İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası ve İş Kazaları

Sponsorlu Bağlantılar

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK)’nun iş kazaları ve meslek hastalıklarına ilişkin 2011 yılı istatistiklerine bakıldığında; 2011 yılında 70.000’ne yakın iş kazası olurken, 700 civarında meslek hastalığı olduğu ve bunların 1.710’unun ölümle sonuçlandığı görülmektedir.

Meydana gelen iş kazalarının Devletimiz (Kurumumuz) açısından ve işverenler açısından çok önemli olumsuzluklar ve çok yüksek maliyetler doğurduğu tartışmasız bir gerçektir. İş kazaları sonucunda Kurumumuz çok büyük meblağlı sağlık (tedavi, ilaç, rehabilitasyon vs) giderleri, geçici ve sürekli iş göremezlik ödemeleri, ölüm gelirleri ve diğer iş kazalarına bağlı ödemeleri yapmak durumunda kalmaktadır. İşverenler ise, bazı durumlarda tedavi ve geçici iş göremezlik ödemelerini karşılamakta, maddi ve manevi tazminatlar ödemekte, rücu davalarına muhatap olmaktadırlar. Ayrıca kaza nedeni ile işyerinde ve çalışma sisteminde hasarlar oluşmakta, iş belli bir süre durmakta ve üretim kayıpları meydana gelmektedir.

Ama asıl olumsuzluklar çalışanlar açısından ortaya çıkmaktadır. İşçi kaza sebebi ile fiziken olumsuz etkilenmekte; yaralanmakta, sakat kalmakta ya da ölmekte, ailesiyle birlikte iş kazasının maddi ve manevi olumsuzluklarına psikolojik, sosyal ve toplumsal sonuçlarına katlanmak durumunda kalmaktadır.

İş kazalarının her bakımdan bu olumsuz etkilerini azaltacak, ortadan kaldıracak tedbirler alınması gerekmekle birlikte öncelikle iş kazalarının önlenmesi, önüne geçilmesi gerektiği aşikardır. Devlet bu konunun önemine vararak 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununu çıkararak iş kazaların önlenmesi amacı ile işverenlere bir takım yükümlülükler getirmiştir.

Yasaya göre, işverenler;

– Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dâhil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.

– İşyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.

Risk değerlendirmesi yapar veya yaptırır.

– Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu göz önüne alır,

– Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışındaki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır,

– İşyeri dışındaki uzman kişi ve kuruluşlardan hizmet alınması, işverenin sorumluluklarını ortadan kaldırmaz.

– Çalışanların iş sağlığı ve güvenliği alanındaki yükümlülükleri, işverenin sorumluluklarını etkilemez.

denilmektedir.

Ayrıca, yasaya göre işverenlerin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde;

– Risklerden kaçınmak.

– Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek.

– Risklerle kaynağında mücadele etmek.

– İşin kişilere uygun hale getirilmesi için işyerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek.

– Teknik gelişmelere uyum sağlamak.

– Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek.

– Teknoloji, iş organizasyonu, çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek.

– Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine göre öncelik vermek.

– Çalışanlara uygun talimatlar vermek,

hususlarının etken olacağı belirtilmektedir.

Buna göre, yasa koyucu önleyici bir yaklaşımla iş kazalarının önüne geçmeyi, en azından ciddi oranda azaltmayı hedeflemektedir. Çünkü iş kazalarının % 98’i öngörülebilir ve önlenebilir niteliktedir ve bu kazaların oluşmasında da önlenmesinde de temel etken insandır. Tabi tüm bu yasal yükümlülüklerin yerine getirilmesinde yetkili uzman kimselerin (işyeri hekimi ve iş sağlığı uzmanı) çalıştırılması ya da bu hizmeti veren kurumlardan hizmet alınması zorunlu hale gelmiştir.

Yasanın en önemli gerekleri; işverenlerin, öncelikle yaptıkları işle, faaliyetle ilgili risk analizi yaptırmaları gerekmektedir. İş süreçlerinde belirlenen risklerin ortadan kaldırılması için gerekli önlemlerin alınması, güvenli araç – gereçlerin, cihaz ve sistemlerin temini ve kullanımı, önlenemeyen risklerin belirlenerek bu risklerden korunma yollarının çalışanlara öğretilmesi gerekmektedir. Yine işverenler işe eleman alacakları zaman ya da işçilere iş verecekleri zaman işçilerin sağlık ve eğitim durumlarının, bilgi düzeyinin işe uygun olup olmadığını değerlendirmeleri gerekmektedir.

2012 yılı sonundan itibaren uygulanmaya başlanan iş sağlığı ve güveliği kanunundaki yukarıda özetlenen işveren yükümlülükleri aslında gelişmiş ülkelerde uzun yıllardır uygulanan hükümlerdir.

Türkiye’nin de onayladığı İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin 155 sayılı İLO Sözleşmesinde;

– İşin maddi unsurlarının (işyerleri, çalışma ortamı, araçlar, makine ve teçhizat, kimyasal, fiziksel ve biyolojik maddeler ve etkenler, çalışma yöntemlerinin) tasarımı, test edilmesi, seçimi, ikamesi, montajı, düzenlenmesi, kullanımı ve bakımı;

– İşin maddi unsurları ile işi yapan veya nezaret eden kişiler arasındaki ilişkiler ve makine teçhizat, çalışma süresi, işin düzenlenmesi ve iş usullerinin işçilerin fiziksel ve zihinsel kapasitelerine uyarlanması;

– Yeterli sağlık ve güvenlik düzeyine ulaşılması amacıyla bütün çalışanların ileri düzeyde eğitimini, kalifiyesini ve motivasyonunu kapsayan eğitimi;

– Çalışma grubu ve işletme düzeylerinde ve ulusal düzeyi de kapsayan uygun diğer bütün düzeylerde haberleşme ve işbirliği;

İş sağlığı ve güvenliği ve çalışma ortamına ilişkin ilgili mevzuatın uygulanması uygun ve yeterli bir denetim sistemi ile güvence altına alınması,

Yürütme sistemi, mevzuat ihlallerine karşı yeterli cezaları öngöreceği,

Hususlarının yerine getirilmesini kararlaştırmaktadır.

161 sayılı İLO Sözleşmesinde;

– İşyerlerinde sağlığa zararlı risklerin tanımlanması ve değerlendirilmesi;

– Sağlık üniteleri, kantinler, yatakhaneler ve işveren tarafından bu tür hizmetlerin sunulduğu yerler dahil olmak üzere, işçinin sağlığını etkileyebilecek çalışma ortamında ve iş uygulamalarındaki faktörlerin gözetimi;

– İşyerlerinin tasarımı, makine ve diğer teçhizatın durumu, bakımı ve seçimi ve çalışma sırasında kullanılan maddeler dahil olmak üzere işin planlanması ve organizasyonu konusunda tavsiyede bulunma,

– Yeni teçhizatın sağlık açısından değerlendirilmesi ve test edilmesi gibi iş uygulamalarının iyileştirilmesine yönelik programların geliştirilmesine katılım,

– İş sağlığı, güvenliği, hijyen ve ergonomi, kişisel ve müşterek koruyucu donanım konularında tavsiyede bulunma,

– İş ile ilişkisi bakımından, işçilerin sağlığının gözetimi,

– İşin işçiye uygunluğunun geliştirilmesi,

– Mesleki rehabilitasyon önlemlerine katkıda bulunma,

– İş sağlığı, hijyen ve ergonomi alanlarında bilgi, eğitim ve öğretim sağlamada işbirliği,

– İlk yardım ve acil durum tedavi hizmetlerini örgütleme;

– İş kazaları ve meslek hastalıklarının analizine katılma;

Yükümlülüklerinin yerine getirilmesi öngörülmektedir.

Son olarak 187 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliğini Geliştirme Çerçeve İLO Sözleşmesi onaylanarak 8 Ekim 2013 tarihli Resmi Gazetede yayımlanmıştır.

6331 sayılı Kanun ile aynı zamanda sözleşmelerde yer alan bu hususların etkin bir şekilde uygulanması hedeflemektedir.

Temennimiz, tüm bu düzenlemelerle işverenlerimiz ve çalışanlarımızın daha bilinçli olması ve iş kazalarının da çok önemli oranda azaltılması mümkün olur.(www.isvesosyalguvenlik.com)

A. Hüseyin KAYA*

———————

* Başmüfettiş, Sosyal Güvenlik Kurumu

alihuseyinkaya@gmail.com

———————