Anasayfa / GSS / Reçetesiz İlaca Sınırlama Vatandaşa Nasıl Bir Maliyet Getirecek

Reçetesiz İlaca Sınırlama Vatandaşa Nasıl Bir Maliyet Getirecek

Sponsorlu Bağlantılar

Normalde eczanelerde satılan hemen hemen bütün ilaçların kutularında “Reçete ile satılır” uyarısı yer almaktadır. Üzerinde bu şekilde uyarı yer alan bir ilacın da salında doktor tarafından reçeteye yazdırıldıktan sonra o reçete ile eczaneden alınması gerekmektedir. Ancak şu anki uygulamada, özellikle uyuşturucu etkisi olan ilaçlar başta olmak üzere, çok az sayıdaki ilaca Sağlık Bakanlığı sınırlama getirmiş olup, sadece bu kapsamdaki ilaçlar reçete ile satılmakta, yani elinde reçetesi olmayana eczaneler bu ilaçları vermemekte, bunun dışındaki ilaçlar bedelini ödemek şartıyla eczanelerden rahatlıkla alınabilmekte, bu durum birçoğumuzun da işine gelmektedir.

Ancak, yaklaşık iki haftadır gazete ve televizyonlarda; Sağlık Bakanlığı’nın bu konuda yeni düzenleme yaptığı / yapacağı ve antibiyotikler, antihistaminikler, antidepresanlar başta olmak üzere çok sayıda ilacın artık reçeteye yazdırılmadan eczaneden alınamayacağı, şeklinde haberler yer aldı. Düzenlemenin olumlu ve olumsuz yönleri sivil toplum kuruluşları, Türk Eczacılar Birliği tarafından zaten tartışıldı. Sağlık Bakanlığı da bu tartışmalar üzerine;  “Ülkemizde 26.5.1928 tarihli 1262 İspençiyari ve Tıbbi Müstahzarlar Kanunu ile reçetesiz ilaç satışı yasaktır. Reçete mukabili verilmesi gereken ilaçların reçetesiz satılması, hem hasta sağlığı açısından hem de ilaçlara güvenli erişim açısından önemli bir sorun teşkil etmektedir. Özellikle büyüme hormonları, antibiyotikler, antihistaminikler ve antidepresanların reçetesiz olarak satıldığı yönünde şikâyetlerin artması üzerine, bu ilaçların bilinçsizce ve amacı dışında kullanımını önlemek amacıyla Bakanlığımız Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu tarafından, illere bir genelge gönderilerek gerekli denetimlerin yapılması istenmiştir. Bakanlık olarak en önemli amacımız vatandaşlarımızın ilaca güvenli şekilde erişimini sağlamaktır. Zira basit gibi görünen ilaçların dahi, besin ve ilaç etkileşimleri, hamilelik ve emzirme dönemlerine etkileri, çocuklarda, yaşlılarda, böbrek ve karaciğer yetmezliği olanlarda, ilaç alerjisi bulunanlarda vb. çok ciddi ve beklenmedik yan etkileri olabilmektedir. DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü) verilerine göre gelecek 10 yıl içerisinde bilinçsiz kullanılan antibiyotiklere direnç gelişmesi nedeniyle basit enfeksiyonlar da dahi ölümler yaşanabileceği anlaşılmaktadır. Bu sebeple Bakanlık olarak halkımızın sağlığını tehdit eden her türlü yanlış uygulama ile mücadeleye kararlılıkla devam edeceğiz. Ancak halkımızın da spekülasyonlara kapılmadan hem kendilerinin hem de yakınlarının sağlıklarını korumak amacı ile hekim tavsiyesi almadan ilaç kullanmamaları konusunda hassas davranmalarını istiyoruz.” şeklinde bir açıklama yaptı.

Şimdiye kadar yapılan değerlendirmelerde, düzenlemenin vatandaşa mali ve sosyal açıdan nasıl yansıyacağı ise pek ele alınmadı. Özellikle hastanelere giden vatandaşlardan muayene katılım payı alınmaya başlandığından, özellikle de en az üç lira olmak üzere reçete parası getirildiğinden beri, fiyatı düşük ilaçları çok zorunlu olmadıkça vatandaşlar doğrudan eczaneye giderek, bedelini ceplerinden ödeyip alıyorlar. Çünkü aile hekimleri hariç, doktora gidebilmek için öncelikle randevu alınması gerekiyor. Daha sonra doktora gidip muayene olabilmek ve ilaç yazdırabilmek için belirli bir zaman ayrılması gerekiyor. Özellikle büyük şehirlerde erken bir tarihe randevu almak çok zor olduğu gibi, doktora gidip muayene olmak ve ilaç yazdırmak için de daha fazla zaman harcamak gerekiyor. Doktora ilaç yazdırıldıktan sonra ise eczaneye gidildiğinde çalışanlardan ilaç fiyatının % 20’si, emeklilerden ise ilaç fiyatının % 10’u üzerinden alınan ilaç katılım payı hariç, vatandaş eğer devlet hastanesine gitmişse 5 TL, özel hastaneye gitmişse 12 TL muayene katılım payı, ayrıca reçeteye tek bir ilaç yazdırmışsa 3 TL, bir ilaçtan fazla yazdırılan her ilaç için ilave 1 TL daha reçete katılım payı alınıyor.

Dolayısıyla birçok kişi özellikle hastalığını / rahatsızlığını ve alacağı ilacın ismini biliyorsa ve bu ilacın fiyatı 10 TL’nin altındaysa, zahmete katlanıp, doktora gidip ilacı yazdırmak ve katılım payı ödemek yerine doğrudan eczaneye gidip, ilacın parasını cebinden ödeyerek alıyor. Hatta küçümsenemeyecek sayıda kişi 15 – 20 TL’nin altında fiyatı olan ilaçlar için bile bu yolu seçiyor. Çünkü randevu almak ve hastaneye gidip muayene olmak için katlanılan zahmet ve harcanan vakit bir tarafa; en azından bir devlet hastanesine gitse ve tek bir ilaç yazdırsa, ilaç fiyatının % 10’u veya % 20’si hariç, katkı payı olarak 5 + 3 = 8 TL ücret ödeyecek, özel hastaneye gider ve tek bir ilaç yazdırırsa 12 + 3 = 15 TL ödeyecek. Dolayısıyla bu demektir ki eğer söylendiği gibi birçok ilacı reçete ile alma zorunluluğu gelirse, fiyatı 1 lira olan en ucuz ilaca bile vatandaş aile hekimine yazdırmışsa 4 TL, devlet hastanesinde yazdırmışsa 9 TL, özel hastanede yazdırmışsa 16 TL ödeyecek.

Tabii bu rakamlar genel sağlık sigortası olanlar yani Sosyal Güvenlik Kurumu’nun sağlık yardımlarından yararlanma hakkı bulunanlar için. Bu hakkı bulunmayanlar ise muayene ve reçete katkı payı ödemeyecekler ancak ilaç yazdırabilmek için muayene ücretinin tamamını ödemek zorunda kalacaklar.