Anasayfa / Haber / Risk Değerlendirmesi Yaptırmamanın Cezası Söylendiği Kadar Yüksek mi?

Risk Değerlendirmesi Yaptırmamanın Cezası Söylendiği Kadar Yüksek mi?

Sponsorlu Bağlantılar

Gazete, televizyon ve internette yer alan haberleri yakından takip eden herkesin bildiği üzere, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu yürürlüğe girdiği günden beri, olumlu değerlendirme ve görüşlerin yanında olumsuz değerlendirme, eleştiri ve tepkilere de sık sık rastlanmaktadır. Bunlardan biri de tek işçi çalıştıran apartman, kuaför, bakkal gibi küçük işyerlerine ağır sorumluluklar yüklendiği yönündeki eleştiri ve tepkilerdir. Bu yükümlükler içerisinde ise öne çıkan risk analizi yapma veya yaptırma yükümlülüğüdür. Hatta ilk günden beri, risk değerlendirmesi (analizi) yapmayan veya yaptırmayan kuaförlere, apartmanlara yüklü idari para cezaları uygulanacağı yönünde sık sık haberler çıkmaktadır. Son olarak, risk analizi yapmayan veya yaptırmayan apartmanlara 23 bin TL gibi yüksek miktarda idari para cezası uygulanacağı yönünde haberler çıkmıştır. Tabi belirtilen ceza tutarının yüksek olması konuyla ilgisi olan herkesi tedirgin etmiştir.

Acaba durum gerçekten böyle mi? Öncelikle bu konudaki mevzuat hükümlerine bakmak gerekir. 6331 sayılı Kanunun;

– 10 uncu maddesinde; işverenin, iş sağlığı ve güvenliği yönünden risk değerlendirmesi yapmak veya yaptırmakla yükümlü olduğu.

– 26 ncı maddesinin (ç) bendinde de; 10 uncu maddenin birinci fıkrasına göre risk değerlendirmesi yapmayan veya yaptırmayan işverene 3.234 TL, aykırılığın devam ettiği her ay için 4.851 TL idari para cezası uygulanacağı,

belirtilmektedir.

Öte yandan, söz konusu maddede yer alan idari para cezası miktarları 2012 yılı için geçerli miktarlar olduğundan, yukarıda 2013 yılı için geçerli miktarlar yazılmıştır.

Gazete veya televizyonlarda, risk değerlendirmesini yapmayana ve yaptırmayana uygulanacağı belirtilen 23 bin TL tutarındaki idari para cezası ise şu şekilde yapılan hesaplamaya dayanmaktadır. Örneğin; bu gün itibariyle bir apartmanın veya başka bir işyerinin risk değerlendirmesi yapmadığı tespit edildi. Bu durumda ilk ay yani Aralık ayı için 3.234 TL, sonraki her ay için ise ayrı ayrı 4.851 TL olarak idari para cezası uygulanacağı varsayılmaktadır. Ancak böyle bir mantıkla hesaplama yapılacak olursa, aynı apartman için diyelim ki beş ay sonra mesela Ekim ayında işlem yapıldı, bu durumda 40 bin TL’nin üzerinde idari para cezası uygulanacağı, 2014 Ocak ayında işlem yapıldığında ise 50 bin TL’nin üzerinde idari para cezası uygulanacağı ve bunun böyle katlanarak gideceği sonucu ortaya çıkmaktadır ki böyle bir şey hukuk mantığına aykırıdır.

Peki söz konusu idari para cezası nasıl uygulanacak. Öncelikle herhangi bir sebeple yapılan denetim veya inceleme sonucunda bir işverenin risk değerlendirmesi yapmadığının tespiti halinde, öncelikle bir defaya mahsus olmak üzere ilk olarak uygulanacak olan (1/1/2013-30/6/2013 tarihleri arası için 3.234 TL) idari para cezası uygulanacak. Daha sonra herhangi bir sebeple bu işverenin halen risk değerlendirmesi yapmadığı veya yaptırmadığı tespit edilirse, bu durumda ilk tespitin yapıldığı aydan ikinci tespitin yapıldığı aya kadar geçen süredeki tüm aylar ayrı ayrı aykırılığın devam ettiği ay olarak sayılacak ve bu şekilde her ay için ayrı ayrı (1/1/2013-30/6/2013 tarihleri arası için 4.851 TL) idari para cezası uygulanacak.

Öte yandan, bu yazıyı okuyan ilgili kişiler belki idari para cezasının söylendiği kadar ağır olmadığını düşünerek olayı hafife alabilirler. Ancak, işverenin sorumluluğu bu idari para cezalarıyla sınırlı değil. Eğer o işyerinde çalışan biri bir iş kazası veya meslek hastalığına maruz kalırsa ve bu kaza veya meslek hastalığının, işverenin risk değerlendirmesi yapıp veya yaptırıp, tehlike arz eden durumları önceden belirleyip gerekli tedbirleri almamasından kaynaklandığı sonucu ortaya çıkarsa, bu durumda Sosyal Güvenlik Kurumu iş kazası veya meslek hastalığına maruz kalan kişi için yaptığı bütün sağlık giderlerini, o kişi çalışamaz duruma gelir ve Kurum kendisine gelir bağlarsa, o kişinin ölümüne kadar ödeyeceği tahmini gelirin toplam tutarını (yani peşin sermaye değerini), eğer iş kazası veya meslek hastalığına maruz kalan kişi iş kazası veya meslek hastalığına bağlı olarak hayatını kaybetmiş ve ölen sigortalının eşine, çocuğuna, anne-babasına yani hak sahiplerine gelir bağlanmışsa, bağlanan gelirin toplu olarak hesaplanan peşin sermaye değerini, sorumluluğu oranında işverenden tahsil eder. Ayrıca iş kazası veya meslek hastalığına maruz kalan sigortalının kendisinin veya ölümü halinde hak sahiplerinin tazminat davası açması halinde, hakim tazminata hükmederken işverenin sorumluluğuna bağlı olarak tazminat miktarını yüksek tutabilir. Görüldüğü üzere, bu tür hallerde ortaya çıkacak maliyet, uygulanacak idari para cezasının kat kat üstünde olur.

Tabi bunlar olayın maddi boyutları. İnsan hayatının değeri ise hiçbir maddiyatla ölçülemez.(www.isvesosyalguvenlik.com)