Sosyal Medyada Bizi Takip Edin, Gelişmelerden Anında Haberdar Olun.
facebook twitter in rss
6552 Sayılı Torba Yasayla İlgili Tüm Haber - Yazı ve Makalelere Buradan Ulaşabilirsiniz...
Anasayfa / Yazarlar / Ceyhun ARCA / Vakıf Sandıklarının SGK’ya Devrinde Son Durum ve Sürece İtirazlar

Vakıf Sandıklarının SGK’ya Devrinde Son Durum ve Sürece İtirazlar

Sponsorlu Bağlantılar

Ceyhun ARCA*

            5510 sayılı Kanunun geçici 20. maddesine göre bu ay içinde gerçekleşmesi beklenen ve bankalar, sigorta ve reasürans şirketleri, ticaret odaları, borsalar veya bunların teşkil ettikleri birlikler personeli için kurulmuş bulunan sandıkların (bilinen adıyla vakıf veya banka emekli sandıklarının) iştirakçileri ile aylık veya gelir bağlanmış olanlar ile bunların hak sahiplerinin Sosyal Güvenlik Kurumu’na devrini (sandık iştirakçilerinin Kanun’un 4. maddesinin (a) bendi kapsamında sigortalı sayılmalarını) öngören süre 8 Nisan 2013 tarihli ve 2013/4617 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile bir yıl daha uzatılmıştır. (1)

            5510 sayılı Kanun ile temel olarak Devlet memurları ve diğer kamu görevlileri, hizmet akdine dayalı ücretle çalışanlar, tarımsal işlerde ücretle çalışanlar, kendi hesabına çalışanlar ve tarımsal alanda kendi hesabına çalışanları kapsayan beş ayrı emeklilik rejiminin, aktüeryal olarak hak ve yükümlülüklerin eşit olacağı tek emeklilik rejiminde buluşturulması amaçlanmıştır. (2)

             1946 yılında İşçi Sigortaları Kurumu’nun kurulması, birbirinden bağımsız olarak faaliyet gösteren tekaüt ve yardım sandıklarının tek bir çatı altında toplanması yolunda önemli bir adım olmuş, arkasından 1964 yılında yürürlüğe konulan 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile kanuna eklenen (mülga) geçici 20. Madde ile birlikte ”Bankalar, sigorta ve reasürans şirketleri, ticaret odaları, sanayi odaları, borsalar veya bunların teşkil ettikleri birlikler personelinin malullük, yaşlılık ve ölümlerinde yardım yapmak üzere, bu kanunun yayımı tarihine kadar tesis veya dernek olarak kurulmuş bulunan sandıklar…” söz konusu maddede belirtilen şartları yerine getirmeleri durumunda, ilgili sandık ve teşekküllere bağlı çalışanlar 506 sayılı Kanunun kapsamı dışında tutulmuştur. Dolayısıyla bu düzenlemeyle bu sandıkların özel nitelikte birer sosyal güvenlik kurumu gibi faaliyet yürütmeleri mümkün hale gelmiştir. Yine aynı düzenlemeyle ilgili olarak, sandıkların “iş kazalarıyla meslek hastalıkları, hastalık, analık, malullük, yaşlılık ve ölüm, eşlerin analık, eş ve çocuklarının hastalık hallerinde, en az bu kanunda belirtilen yardımları sağlamaları” koşulu getirilmiş ve sandıklara tabi çalışanların yasadan kaynaklanan hak ve kazanımlardan mahrum kalması engellenmiştir. (3)

             Bank-Sen’in 2012 yılı Raporu’na göre (3); günümüzde halen faal durumda olan on sekiz sandık bulunmakta olup, bu sandıklardan 12’si banka, 5’i sigorta, 1 adedi de birlik çalışanları ile bağlantılı durumdadır. Mevcut sandıkların 360 binin üzerinde mensubu olduğu tahmin edilmektedir. Söz konusu sandıklar şunlardır:

             1-) Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. Memur ve Hizmetlileri Yardım ve Emekli Sandığı Vakfı

            2-) T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve T. Halk Bankası A.Ş. Mensupları ve Yardım ve Emekli Sandığı Vakfı

            3-) Türkiye Garanti Bankası A.Ş. Memur ve Hizmetlileri Emekli Sandığı Vakfı

            4-) Akbank T.A.Ş. Mensupları Tekaüt Sandığı Vakfı

            5-) Türkiye Sınai Kalkınma Bankası T.A.Ş. Memur ve Hizmetlileri Emekli Sandığı Vakfı

            6-) Şekerbank T.A.Ş. Memur ve Hizmetlileri Sigorta ve Emekli Sandığı Vakfı

            7-) Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O. Memur ve Hizmetlileri Emekli Sandığı Vakfı

            8-) Türkiye İş Bankası A.Ş. Mensupları Emekli Sandığı Vakfı

            9-) Türkiye İmar Bankası A.Ş. Mensupları Yardım ve Emekli Sandığı Vakfı

            10-) Fortis Bank A.Ş. Mensupları Emekli Sandığı Vakfı

            11-) Türkiye Halk Bankası A.Ş. Mensupları Yardım ve Emekli Sandığı Vakfı (Pamukbank Sandığı)

            12-) Esbank Eskişehir Bankası T.A.Ş. Mensupları Emekli Sandığı Tesisi

            13-) Milli Reasürans Mensupları Emekli Sandığı Vakfı

            14-) Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi Mensupları Emekli Sandığı Vakfı

            15-) Türkiye Genel Sigorta A.Ş. Memur ve Hizmetlileri Emekli Sandığı Vakfı

            16-) Ankara Anonim Türk Sigorta Şirketi Memur ve Hizmetlileri Emekli Sandığı Vakfı

            17-) Liberty Sigorta A.Ş. (Şeker Sigorta) Personeli Sigorta Ve Yardım Sandığı Vakfı

            18-) Türkiye Odalar ve Borsalar ve Birlik Personeli Sigorta ve Emekli Sandığı Vakfı

             Söz konusu vakıf sandıklarının Sosyal Güvenlik Kurumu’na devredilmesi ile ilgili olarak ilk girişim 1976 yılında yürürlüğe giren 1992 sayılı yasayla gerçekleştirilmiştir. İlgili yasaya eklenen Ek 1. Madde ile, 506 sayılı Yasanın (mülga) geçici 20. maddesi kapsamında kurulan sandıkların bir yıl içinde Sosyal Sigortalar Kurumu’na (SSK) devredilmesine karar verilmiştir. Söz konusu düzenleme, yurttaşların sosyal güvenlik hakkına sahip olduklarını belirten ve Anayasa’nın 2. Maddesinde ifade edilen sosyal hukuk devleti ilkesine, yine Anayasa’nın 48. ve 53. Maddelerine aykırı bulunarak Anayasa Mahkemesi tarafından oy çokluğu ile iptal edilmiştir.

             Banka ve sigorta sandıklarının devredilmesiyle ilgili olarak diğer bir girişim 2005 yılında gerçekleşmiştir. 5411 sayılı “Bankacılık Kanunu”na eklenen geçici 23. madde ile 506 sayılı Kanun’un geçici 20. maddesi kapsamındaki sandıkların iştirakçileri ile hak sahiplerinin üç yıl içinde Sosyal Sigortalar Kurumuna devredilerek 506 sayılı Kanun kapsamına alınmalarını öngören devir hükmü Anayasa’nın 2. Maddesinde ifade edilen “sosyal hukuk devleti” ilkesine aykırı bulunarak oy birliğiyle iptal edilmiştir. Mahkemenin verdiği kararda, sosyal güvenlik kurumlarının tek bir çatı altında toplanması görüşüne karşı durulmamakla birlikte, söz konusu sandıkların mensuplarına 506 sayılı Kanun ile sağlanan yararların üzerinde imkanlar sağlandığı ve devir işlemiyle mensuplara sağlanan yararların yeterince güvence altında olamaycağı fikrine yer verilmiştir. Ayrıca sandıklardan yararlanan hak sahiplerinin geçiş süreciyle birlikte gelir kaybına uğrayacakları ve bu kişilerin haklarının korunmasının hukuk devleti ilkesinin bir gereği olduğu vurgulanmıştır. (3)

             Banka sandıklarının devrine ilişkin son düzenleme 5510 sayılı Yasa’ya eklenen geçici 20. madde ile uygulamaya konulmuştur. Maddede öngörülen üç yıllık devir süresi BKK (Bakanlar Kurulu Kararı) ile iki yıl daha uzatılmıştır. Böylelikle devrin gerçekleşmesi 2013 yılına ertelenmiştir. 2013 yılında gerçekleşmesi beklenen devir, bu sürenin dolmasına kısa bir zaman kala yapılan yeni bir düzenlemeyle yeniden ertelenmiştir. Geçici 20. maddenin yalnızca bir defa süre uzatımına imkan vermesi sebebiyle 6283 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile “iki yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir.” Bu değişiklikle banka sandıkları için öngörülen yeni devir tarihi 2015 yılına ertelenmiştir. Bu gelişme yaşanırken, Anayasa Mahkemesi de geçici 20. maddenin, Anayasa’nın 2. Maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle açılan davayı 30/03/2011 tarihinde sonuçlandırmıştır. Anılan kararda; Anayasa Mahkemesi bu defa, önceki iki kararının aksine, banka sandıklarının SGK’ya devredilmesinin herhangi bir hak kaybına yol açmayacağını; sandık kapsamında olanların sosyal güvenlik haklarının korunacağını belirterek Anayasa’ya aykırılık iddiasını oy çokluğu ile reddetmiştir. (3)

             Vakıf (banka) sandıklarının SGK’ya devrine karşı çıkan kesimlerden banka iştirakçileri şu savları öne sürmektedirler: (3)

             1-) Mevcut banka sandıklarının, başta kamu bankalarının özelleştirilmesi süreci olmak üzere bankacılık sektöründe yabancı sermayenin payının artmasının önünde önemli bir sorun oluşturduğu düşünüldüğünden bu sandıkların kaldırılmak istendiği iddia edilmektedir.

             2-) Banka (vakıf) sandıklarının neredeyse tamamı mensuplarına, 5510 sayılı Kanun ile sigortalılara sağlanan hizmetlerin üzerinde olanaklar sağlamaktadır. Bu durumun gerektirdiği ek finansmanın sosyal güvenlik hakkının bir parçası olarak değil; ek bir maliyet olarak görüldüğü iddia edilmektedir.

             3-) Geçici 20. maddede “vakıf senedinde bulunmasına rağmen karşılanmayan diğer sosyal haklar ve ödemelerin, sandıklar ve sandık iştirakçilerini istihdam eden kuruluşlarca karşılanmaya devam edileceği” belirtilmiş olduğu halde, bankaların kendi karlarından fedakarlık yaparak söz konusu sandıkları ayakta tutmalarını beklemenin gerçekçi olmaktan uzak olduğu, dolayısıyla yeterli kaynağa sahip olmayan sandıkların tasfiyesi ve mağduriyetlerin yaşanmasının ihtimal dahilinde bulunduğu iddia edilmektedir.

             Vakıf (banka) sandıklarının SGK’ya devrine karşı çıkan kesimlerden “Hazineci” yaklaşımı benimseyenler ise şu savları öne sürmektedirler: (2)

             1-) Geçici 20. maddede; banka sandıklarından devralınan personelin SGK’dan alacakları aylıklar ile banka sandıkları arasındaki farkın, Bankacılık Kanunu’nun geçici 23. maddesindeki hükmün aksine SGK tarafından ödeneceği hükme bağlandığından, zaten gelir gider dengesi yeterince bozuk olan Kurumun bütçe yapısının daha da bozulacağı iddia edilmektedir.

             2-) Kanundaki düzenleme doğrultusunda banka sandıklarının devrinin SGK açısından bir risk yaratmayacağı, çünkü Kurum tarafından ödenecek farklar da dahil olmak üzere banka sandıklarından yararlananlara yapılacak ödemelerin peşin değer olarak hesaplanarak yine sandıklardan tahsil edileceği hükme bağlanmış olsa da; sayısı yirmiye yakın vakfın her birisinin ayrı vakıf senedi ve bu senetlerde emeklilerin farklı hakları bulunduğu, dolayısıyla peşin değerin yanlış hesaplanma ihtimali olduğu ve yanlış hesaplama durumunda banka sandıklarından yararlananlar tarafından açılacak davalarda sandıkların devri gerçekleşmiş olacağından muhatabın SGK olacağı iddia edilmektedir.

             3-) Banka sandıklarının aktüeryal hesaplamalarında sorunlar bulunduğu, bazı sandıkların iştirakçilerine gerçekleştirdiği ödemelerde sorunlar yaşamakta ve bu sandıkların aktif pasif oranlarının sosyal güvenlik sistemi gibi kötüye gitmekte olduğu, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun geçici 23. maddesi ile ilgili Anayasa Mahkemesi Kararı’nda yer almaktayken; SGK’nın hesaplanacak peşin değerin, sandıklardan (veya sandık iştirakçilerini istihdam eden kuruluşlardan müteselsilen) tahsilatını sağlayamaması durumunda uzun sürebilecek bir yargı aşamasının başlayacağı, bununla birlikte sandıkların devri de gerçekleşmiş olduğundan dolayı SGK’nın devraldığı kişilere ödeme yapmaya devam edeceği iddia edilmektedir. (www.isvesosyalguvenlik.com)

—————————

* Müfettiş, Sosyal Güvenlik Kurumu

 

(1) 03 Mayıs 2013 tarihli, 28636 sayılı Resmi Gazete, 3/5/2013 Tarihli Haber

(2) Hilmi Bahadır BARÇIN, “Banka Sandıklarının Devri SGK’nın Bütçe Dengesini Bozar mı?”, Lebib Yalkın Mevzuat Dergisi, Şubat/2011, Sayı:86.

(3) Banka Sandıkları Raporu, (Bank-Sen) Devrimci Banka ve Sigorta İşçileri Sendikası, Kasım 2012.