Sosyal Medyada Bizi Takip Edin, Gelişmelerden Anında Haberdar Olun.
facebook twitter in rss
Anasayfa / Makale / Tarım İşçilerinin Sosyal Güvenliği

Tarım İşçilerinin Sosyal Güvenliği

Sponsorlu Bağlantılar

Recep LEVENT*

1- GİRİŞ

Ülkemizde, sosyal güvenliğin gelişimi ve kapsamının başlangıcı kurumsal olarak 1940’lı yıllara dayanmaktadır.

Özetle, 1945’li yıllarda SSK, 1950’li yıllarda Emekli Sandığı ve 1970’li yılarda da Bağ-Kur’un temelleri atılmış/kurulmuş, işçilerin sosyal güvenliği SSK’ya, Devlet memurlarının sosyal güvenliği Emekli Sandığına ve esnafları sosyal güvenliği de Bağ-Kur’a verilmiştir.

1980’li yıllara gelindiğinde tarımda çalışanların sosyal güvenlik kapsamına alınması gündeme gelmiş ve 1983 yılında çiftçilerin sosyal güvenliğini sağlamak üzere 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ile tarımda süreksiz çalışanların sosyal güvenliklerini sağlamak üzere 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunu çıkarılmıştır.

1980’li yılların başında bu iki kanunun çıkarılmasının başlıca nedeni, o yıllarda ve aslında şimdi de geçerli olmak üzere, Ülkemizdeki tarımsal faaliyetlerin yoğunluğudur. Yani bir ihtiyaçtan kaynaklanmıştır.

Bu iki kanunun çıkarılmasından sonra, aslında tarımda çalışanlar sosyal güvenlik kapsamında sayılmış olmalarına karşın, bunların kapsama, yani kayıt altına alınmaları o kadar kolay olmamıştır.

Bu durum, tarımsal faaliyetlerin kurumsal hale dönüştürülememesi, tarımın aile içinde yapılması, faaliyetlerin süreklilik arz etmemesi, faaliyetler sonucunda elde edilen gelirlerin düşük olması, çoğu zaman ek iş olarak yapılması gibi…..  nedenlerden kaynaklanmaktadır.

Tarımdaki faaliyetlerde çalışma;

- Tarımda kendi nam ve hesabına bağımsız çalışma (çiftçilik),

- Tarımda hizmet akdiyle sürekli çalışma (sürekli tarım işçiliği),

- Tarımda hizmet akdiyle süreksiz çalışma (mevsimlik veya süreksiz tarım işçiliği),

olarak üç şekilde karşımıza çıkmaktadır.

İş bu yazımızda, çiftçilik ve sürekli tarım işçiliği üzerinde durulmayacak, sadece daha karmaşık ve sorunlu olan mevsimlik veya süreksiz tarım işçiliğiyle ilgili sosyal güvenliğinin değerlendirilmesi yapılacaktır.

2- KONUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ

Yazımızın giriş bölümünde de belirtildiği üzere, tarımda mevsimlik veya süreksiz çalışanlar ilk defa 1983 yılında 2925 sayılı Kanunla sosyal güvenlik kapsamına alınmıştır. 2008 yılında gerçekleştirilen sosyal güvenlik kapsamında 5754 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla (5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda değişiklik yapılarak) bu kapsamda çalışanlar sosyal güvenlik kapsamından çıkarılmış ve nihayetinde kamuoyunda “Torba Kanun” olarak bilinen 13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunla bu kapsamdaki çalışanlar tekrar sosyal güvenlik kapsamına alınmıştır.

Dolayısıyla, bu kapsamda çalışanlarla ilgili sosyal güvenlik uygulamaları,

- 1/10/2008 tarihinden önce (sosyal güvenlik reformu öncesi),

- 1/10/2008-24/2/2011 tarihleri arası (sosyal güvenlik reformu sonrası),

- 24/2/2008 tarihinden sonra (6111 sayılı Kanun sonrası),

olarak üç dönem halinde incelenecek ve asıl ağırlık şimdiki uygulama olan 24/2/2011 tarihi sonrasına verilecektir.

I- Tarımda Hizmet Akdiyle Süreksiz Çalışanların 1/10/2008 Tarihinden Önceki Sosyal Güvenliği

Bu dönemde bu kapsamda (tarım SSK kapsamında) çalışanların sosyal güvenlikleri 2925 sayılı Kanun hükümlerine göre yürütülmekteydi.

a) Sigortalılık şartları

18 yaşını doldurmamış olanlar, sosyal güvenlik kuruluşlarına prim veya kesenek ödemekte olmayanlar, sosyal güvenlik kuruluşlarından aylık almayanlarla 2022 sayılı Kanuna göre aylık bağlanmayanlar bu kapsamda sigortalı olabilmekte ve yazılı istekte bulundukları tarihi izleyen yılbaşından itibaren sigortalı sayılmaktaydılar.

b) Uygulanan sigorta kolları

Bu kapsamda çalışanlar için kısa vadeli sigorta kollarından iş kazası ve meslek hastalığı ile hastalık sigortasından yardımlar yapılmakta ve iş kazası – meslek hastalığı durumlarında gerekli şartların varlığı halinde sürekli iş göremezlik geliri bağlanmaktaydı.

Yine, bu kapsamda çalışanlar için malullük – yaşlılık (emeklilik) aylığı ve ölümleri halinde de hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanmaktaydı.

c) Prim oranları

Bu kapsamda çalışanlardan hem kısa hem de uzun vadeli sigorta kollarından yapılan her türlü yardım ve ödemeleri karşılamak üzere belirlen prim matrahının en düşük miktarının % 20 oranında prim alınmakta ve prim ödeme gün sayısı da her ay için 15, bir tam yıl için 180 gün sayılmaktaydı.

d) Prim ödenme şartları

Sigortalılar, prim borçlarını en geç ertesi ayın sonuna kadar ödemek zorundaydı. Primin en geç ait olduğu yılı takip eden yılın Şubat ayı sonuna kadar ödenmemesi ve bu ödemenin yapıldığının Kuruma tevsik edilmemesi (belgelenmemesi) halinde bu süreyi geçen ilk ay için % 10 ve bundan sonra geçecek her ay için % 3 gecikme zammı uygulanmaktaydı.

e) Sigortalılığın sona ermesi

Bu kapsamda çalışanların sigortalıkları;

- Primlerini, ait olduğu yılı takip eden yılın Şubat ayı sonuna kadar ödemeyenler ile ödedikleri halde aynı süre içinde tevsik etmeyenlerin (belgelemeyenlerin), o yılın bir Ocak gününden,

- Sigortalılıklarına devam etmek istemediklerini yazılı olarak bildirenlerin, bu bildiriminin Kurum kayıtlara intikal ettiği tarihi izleyen yılbaşından,

- Sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olarak çalışmaya başlamaları nedeniyle prim veya kesenek kesilmeye başladığı tarihten,

itibaren sigortalılıkları sona ermekteydi.