Anasayfa / En Son Eklenen Yazılar / Gerçek Ücreti Yerine Düşük Ücretten Sigortalı Gösterilenler Ne Yapabilir ?

Gerçek Ücreti Yerine Düşük Ücretten Sigortalı Gösterilenler Ne Yapabilir ?

Sponsorlu Bağlantılar

1- Genel Açıklamalar: Bilindiği üzere hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılan kişiler 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu uyarınca sigortalı sayılırlar ve bunlar adına işveren / muhasebeci tarafından Sosyal Güvenlik Kurumu’na Sigortalı İşe Giriş Bildirgesi verilerek sigortaları başlatılır, ardından da her ay verilen Aylık Prim ve Hizmet Belgesinde sigortalının ay içerisindeki çalışma gün sayısı ve prime esas alınacak kazancı belirtilir.

Sigortasız yani kayıt dışı çalıştırılmadan sonra çalışanların en büyük sorunu asgari ücretten yüksek ücret aldığı halde, düşük ücret veya asgari ücret üzerinden sigortalı gösterilmektir. Daha açık bir anlatımla, Sosyal Güvenlik Kurumu’na sigorta primine esas kazançların çalışanın aldığı gerçek ücret yerine daha düşük ücretten veya asgari ücretten bildirilmesidir.

4/1-a (SSK) kapsamında sigortalı olarak çalışan biri için önemli olan, o kişi adına Aylık Prim ve Hizmet Belgesinde gösterilen prime esas kazanç olup, buna ait primin işveren tarafından Sosyal Güvenlik Kurumu’na geç ödenmesi, eksik ödenmesi veya ödenmemesi sigortalıyı etkilememektedir. Çünkü primlerin ödenmesinde Kuruma karşı sorumlu kişi prim ödeme yükümlüsü olan işverendir. Bunun tek istisnası ise fiili (gerçek) çalışmaya dayanmayan (sahte) sigortalı bildirimi olup, böyle bir durumla özellikle sigorta primlerinin ödenmediği hallerde karşılaşılmakta, bu tür durumlarda gerçek çalışmaya dayanmadığı tespit edilen sigortalı bildirimleri iptal edilmektedir (Bkz. Sahte – Gerçek Çalışmaya Dayanmayan Sigortalılık ve Uygulanan Yaptırımlar, Sahte Sigorta Tuzağına Düşmeyin başlıklı yazılar).

Dolayısıyla çalışanlar için önemli olan, işyerinden her ay Sosyal Güvenlik Kurumu’na verilen Aylık Prim ve Hizmet Belgesinde o kişi adına gösterilen prime esas kazanç olup, prime esas kazancın önemi Sigortalıların SGK’ya Bildirilmesinde Aylık Prime Esas Kazancın Önemi başlıklı yazıda ayrıntılı olarak açıklandığından, burada ayrıca ele alınmayacaktır.

2- Bazı İşverenler Çalışanları Niçin Gerçek Ücretleri Üzerinden Bildirmiyor ?

Asgari ücretten yüksek ücretle çalışanların, işveren tarafından düşük ücret veya asgari ücret üzerinden sigortalı gösterilmelerinin, yani prime esas kazançlarının düşük ücret veya asgari ücret üzerinden gösterilmesinin nedeni tabii ki ödeyecek primi ve vergiyi (muhtasar vergi) düşürmektir. 1 Ocak – 31 Temmuz 2014 tarihleri arasında asgari ücretle çalışan bekar bir işçiye asgari geçim indirimi dahil net 846,00 TL ücret ödenirken (Bkz. 2014 Yılı Asgari Geçim İndirimi Dahil Aylık Net Asgari Ücret Tutarları), bu işçinin işverene aylık maliyeti 1.311,98 TL’yi bulmaktadır. Çalışan adına Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirilen prime esas kazancın yüzde 37.5’i oranında sigorta primi ödendiğinden, sigortalı adına bildiren prime esas kazanç yükseldikçe, buna bağlı olarak ödenecek prim de artmaktadır. 1.071,00 TL brüt asgari ücrete karşılık 401,63 TL sigorta primi ödenmektedir. Aslında ödenen sigorta priminin yüzde 15’i sigortalı hissesi olarak çalışanın ücretinden kesilip, kalanı tamamlanarak işveren tarafından Kuruma ödeniyor olsa da sonuçta primin tamamını işveren ödediğinden durum pek değişmemektedir. Teşvikten yararlanan işverenlerin ise yararlandıkları teşvik türüne göre ödemeleri gereken prim miktarı düşmektedir. Örneğin 5 puanlık prim indiriminden yararlanan işverenlerin ödeyeceği prim yüzde 37.5 yerine, yüzde 32.5 üzerinden hesaplanmaktadır.

Bazı işverenler ise ödeyecekleri prim miktarını azaltmak için, prime esas kazancı düşük göstermek yanında, sigortalı 30 gün çalıştığı halde Aylık Prim ve Hizmet Belgesinde çalışma gün sayısını 30’günden az gösterme yoluna girmektedirler. Bu durum da sigortalının, emeklilik için gerekli prim ödeme gün sayısını geç doldurmasına yol açmaktadır.

Asgari ücretten yüksek ücretle çalışanların gerçek ücretleri yerine düşük ücret veya asgari ücret üzerinden bildirilmeleri, çalışana olan zararı ve devletin prim kaybı yanında, vergi kaybına da yol açmaktadır.

Çalışanların gerçek ücret üzerinden bildirilmesini sağlamak için, mevzuatta yapılan değişiklikle 1 Ocak 2009 tarihinden geçerli olmak üzere, çalışanların; ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her türlü istihkakının bankalar aracılığıyla ödenmesi zorunluluğu getirildiği halde, bu düzenleme de çözüm olmadı. Çünkü bazı işverenler bu düzenlemeden sonra, çalışan adına Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirilen prime esas kazanç tutarındaki ücreti bankaya yatırıp, kalan kısmı elden ödeme yolunu tercih ettikleri için söz konusu düzenlemeyle istenilen sonuca ulaşılamadı.

Buna benzer bir uygulamayı da Sosyal Güvenlik Kurumu hayata geçirdi. Kurum, Kasım/2012 dönemine ilişkin Aylık Prim ve Hizmet Belgesinden başlanılarak işverenler tarafından verilecek olan Aylık Prim ve Hizmet Belgelerinde, sigortalılara ilişkin meslek kodlarının girilmesi uygulaması başlattı. Bu uygulama çerçevesinde, belgede ismi yer alan her sigortalı için, sigortalının işyerinde yaptığı işe uygun meslek kodu seçilmekte, sigortalı için seçilen meslekle ilgili olarak belirlenmiş bir taban ücret varsa, belgeye o kişinin prime esas kazancı olarak onun için belirlenen taban ücretten daha düşük bir ücret girilmesi önlenmektedir. Ancak şimdilik sadece mimar – mühendisler, işyeri hekimleri gibi çok az sayıda meslek için taban ücret belirlenmiş olduğundan, bu uygulama da henüz bir sonuç getirmemektedir.

Yukarıda işverenlerin çalışanları düşük ücret üzerinden Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirme sebepleri açıklanmış olmakla beraber, bu durum devletin prim ve vergi kaybı yanında çalışanlar açısından da önemli kayıplara yol açtığından, sebep ne olursa olsun işveren açısından bir mazeret veya haklılık oluşturmamaktadır.

3- Sigortalının Prime Esas Kazancı Nasıl Hesaplanır ?

Yukarıda belirttiğimiz üzere, çalışan adına ödenecek sigorta primi, Sosyal Güvenlik Kurumu’na verilen Aylık Prim ve Hizmet Belgesinde o kişi adına gösterilen prime esas kazanç üzerinden hesaplanır. Çalışanın prime esas kazancı ise prime esas kazanç alt sınırı (asgari ücret) ile üst sınırı (asgari ücretin altıbuçuk katı) arasında kalmak şartıyla, çalışana ödenen brüt (kesintiler düşülmeden önceki) ücrettir. Bu brüt ücret içerisinde, prime tabi olmayan ödemeler veya üst sınırı aşan kısım varsa sadece onlar düşülür (Bkz. Prime Tabi Tutulmayacak Tutarlar – (Yemek – Çocuk – Aile Yardımı), Prime Tabi Olan – Olmayan Ödemeler). Kalan kısım sigorta primine esas kazancı oluşturur.

01.01.2014 – 30.06.2014 tarihleri arası aylık prime esas kazanç alt sınırı 1.071 TL, üst sınırı ise 6.961,50 TL’dir (Bkz. Prime Esas Kazanç Tutarları).

Ayrıca kişi aynı anda farklı işverenlere ait birden fazla işyerinde çalışıyorsa, her işyeri birbirinden bağımsız olarak ve prime esas kazanç alt- üst sınırlarını dikkate alarak, çalışan kişiyi gerçek ücreti üzerinden Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirmek zorundadır.

4- Asgari Ücretten Yüksek Ücret Aldığı Halde Düşük Ücret Üzerinden Sigortalı Gösterilenler Ne Yapabilir ?

Asgari ücretten yüksek ücret aldığı halde, düşük ücret veya asgari ücret üzerinden sigortalı gösterilenler, yani sigorta primine esas kazançları gerçek ücreti yerine daha düşük ücretten veya asgari ücretten Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirilen, daha başka bir anlatımla da sigorta primleri gerçek ücreti yerine daha düşük ücret veya asgari ücret üzerinden ödenenlerin önünde iki seçenek bulunmaktadır.

1- Sosyal Güvenlik Kurumu’na şikayette bulunmak.

2- İş Mahkemesinde dava açmak.

4.1- Sosyal Güvenlik Kurumu’na Şikayette Bulunmak:

Eğer çalışanın kendisine ücreti tam olarak ödenmiş, ancak Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirimi düşük ücretten yapılmışsa, bu konudaki şikayetin işyerinin bağlı olduğu Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü / Sosyal Güvenlik Merkez Müdürlüğüne yazılı olarak (dilekçeyle) yapılması gerekmektedir. Eğer çalışana ücreti de düşük / eksik ödenmişse bu konudaki şikayetin ise işyerinin bağlı olduğu Çalışma ve İş Kurumu Müdürlüğüne (İŞKUR) yazılı olarak (dilekçeyle) yapılması gerekmektedir (Bölge Çalışma Müdürlüklerinin görevlerini de artık İŞKUR Müdürlükleri yerine getirmektedir). Çünkü, ücretin ödenmemesi / eksik ödenmesiyle İŞKUR, ücretin sigortaya eksik bildirilmesiyle ise SGK ilgilenmektedir. Eğer hizmet akdi sona ermemişse, yani kişi çalışmaya devam ediyorsa ücretin ödenmemesi / eksik ödenmesiyle ilgili şikayetini isterse doğrudan İş Teftiş Kurulu ilgili Grup Başkanlığına da yapabilir. Ayrıca dilekçe ile şikayette bulunma yerine Çalışma ve Sosyal Güvenlik İletişim Merkezi “ALO 170”e de şikayette bulunmak mümkündür.

Sosyal Güvenlik Kurumu’na yapılacak şikayet üzerine, Sosyal Güvenlik Denetmenleri tarafından gerekli inceleme yapılmakta, şikayet sahibi, işveren veya işyeri yetkilisi ile görüşülmekte, işyerine ait yasal kayıt ve belgeler işverenden talep edilerek incelenmekte, şikayet sahibi halen işyerinde çalışmaya devam ediyorsa gerekmesi halinde işyerinde denetim yapılmakta, yapılan bu çalışmalarla ilgili olarak tutanaklar düzenlenmekte, bu tutanak sonuçlarına göre işlem yapılmaktadır. Ancak maalesef, istisnai durumlar hariç bu konuda Sosyal Güvenlik Kurumu’na yapılan şikayetlerden, özellikle de şikayet sahibi işyerinden ayrılmışsa, herhangi bir sonuç çıkmamaktadır. Çünkü, genelde işverenlerce incelenmek üzere ibraz edilen işyeri yasal kayıt ve belgelerinde (ücret ödeme bordroları, ücret hesap pusulaları, işletme – yevmiye defteri gibi), çalışanlar adına Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirilen kazanç tutarlarının aynısı yer almakta, ücretler bankaya yatırılmışsa, aynı şekilde çalışanlar adına Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirilen kazanç tutarları neyse bankaya da ücretler aynı tutarda yatırılmakta, işveren veya işyeri yetkilisi de çalışan adına işyeri kayıtlarında yer alan ve SGK’ya bildirilen kazançlar neyse, çalışana ödenen ücretin de o olduğu konusunda ısrar etmekte, sonuçta işyeri kayıtlarında yer alan tutarlar – bankaya yatırılan ücretler – SGK’ya yapılan bildirimler mutabık olduğundan, bu durumda sadece çalışanın iddiası kabul edilerek veya şahit dinlenerek işlem yapılamayacağı için de bu tür şikayetlerden bir sonuç çıkmamaktadır. Eğer şikayet sahibi halen işyerinde çalışmaya devam ediyorsa ve işyerinde yapılan denetim sırasında kişinin gerçek ücreti tespit edilip tutanağa alınmışsa sadece bu durumda yapılan şikayet sonuç vermektedir. Burada da yine tespit edilen gerçek ücret geriye dönük olarak pek uygulanmamakta, daha çok denetim / tespit tarihinden itibaren uygulanmaktadır.

Dolayısıyla Sosyal Güvenlik Kurumu’na yapılan şikayetin sonuç verebilmesi yani aradaki farka ait primlerin geriye dönük olarak işverenden alınabilmesi için, şikayet sahibinin işverenden / işyerinden aldığı gerçek ücreti bir şekilde belgelemesi / kanıtlaması gerekmektedir. Örneğin, şikayet sahibi adına bankaya yatırılmış olan gerçek ücretleri gösterir belgeler, işyerinden ödenen gerçek ücreti gösteren makbuzlar / belgeler, işverenle şikayet sahibi arasında yapılmış gerçek ücreti gösterir yazılı sözleşme, çalışan adına resmi makamlara verilmiş gerçek ücreti gösterir belgeler (örneğin özel okul veya dershanede öğretmen olarak çalışan kişi adına Milli Eğitim Müdürlüğüne verilmiş belge) gibi. Ayrıca taban ücret belirlenmiş meslek sahipleri için de (örneğin, mühendis – mimar, işyeri hekimi gibi), bildirilen ücret eğer o meslektekiler için belirlenmiş olan taban ücretten düşükse, bu durumda aradaki farka ait primler geriye dönük olarak işverenden alınmaktadır.

Yukarıda belirtilen hususlar, ayda 30 gün işyerinde çalıştığı halde, çalışma gün sayısı 30 günden az gösterilenler için de geçerlidir.

Öte yandan, sadece ihbar veya şikayetlerde değil, Sosyal Güvenlik Kurumu denetmen veya müfettişleri tarafından işyerleriyle ilgili olarak herhangi bir sebeple yapılan inceleme ve denetimler sırasında da sigortasız çalıştırıldığı, ücreti veya çalışma gün sayısı eksik gösterildiği tespit edilen kişilerle ilgili olarak da Kurum tarafından gerekli işlemler yapılmaktadır.

4.2- İş Mahkemesinde Dava Açmak:

Asgari ücretten yüksek ücret aldığı halde, düşük ücret veya asgari ücret üzerinden sigortalı gösterilenler için, aynı şekilde işyerinde ayda 30 gün çalıştığı halde çalışma gün sayısı 30 günden az gösterilenler için ikinci yol ise mahkemede dava açmaktır. Bu dava İş Mahkemesi bulunan yerlerde bu mahkemede, İş Mahkemesi bulunmayan yerlerde ise bunun yerine bakan mahkemede açılması, ayrıca açılacak davada işverenle birlikte Sosyal Güvenlik Kurumu’nun da davalı olarak gösterilmesi, yani Kurumun da davaya dahil edilmesi gerekir. Aksi halde Kurum, dava sonuçlandığında kendisi taraf olmadığı için mahkeme kararını uygulamayabilir. Davayı avukat vasıtasıyla açmak şart değildir. İsteyen herhangi bir avukata gerek duymadan davayı kendisi de açabilir.

Dava açan kişinin kazanma şansı, Sosyal Güvenlik Kurumu’na yapılan şikayete nazaran daha yüksektir. Çünkü mahkeme şikayette olduğu gibi sadece kayıt ve belgelere göre karar vermemekte, yeminli ifade alabildiğinden şahit ifadelerini delil olarak kabul edebilmektedir. Ayrıca mahkemelerde, özellikle de Yargıtay’ın kararlarında sık kullanılan “hayatın olağan akışı” şeklinde bir ilke vardır. Örneğin, bir işyerinde çalışan vasıfsız bir işçi ile ustanın aynı ücret alması, işyerinde normal işçi ile şef – formen – müdür gibi vasıflı çalışanların aynı ücret alması hayatın olağan akışına aykırıdır. Dolayısıyla, bu tür durumların varlığı halinde mahkeme işçi lehine daha kolay karar verebilmektedir.

Yargıtay’ın konuya ilişkin birçok kararı mevcut olup (Bkz. Yargı Kararları Hızlı Erişim Linkleri), örnek olması bakımından aşağıya kısa bir bölüm alınmıştır.

T.C YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ

Esas No. 2013/3356 Karar No. 2013/8526 Tarihi: 09.05.2013

4857 sayılı Yasanın 8 inci maddesinde, işçi ile işveren arasında yazılı iş sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma koşullarını, temel ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur. Aynı yasanın 37 nci maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde, ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır.

Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak böyle bir husus ileri sürülsün ya da sürülmesin, muvazaa olgusu mahkemece resen araştırılmalıdır. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. işçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından ve özellikle ilgili meslek odasından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.

5- Şikayet veya Dava Sonucu Hangi İşlemler Yapılmaktadır ?

Gerek Sosyal Güvenlik Kurumu’na yapılan şikayet, gerekse açılan dava sonucunda; çalışanın ücretinin veya çalışma gün sayısının Aylık Prim ve Hizmet Belgesiyle Kuruma eksik / düşük bildirildiğinin tespit edilmesi halinde, aradaki farka ait olarak geriye dönük işverenden Aylık Prim ve Hizmet Belgesi istenmekte, işverenin belgeyi vermemesi halinde Kurum tarafından belge re’sen düzenlenmekte, fark primler gecikme zammı ve cezasıyla birlikte işverenden tahsil edilmekte, bu şekilde tespit edilen çalışma gün sayıları ve prime esas kazançlar çalışanın sigortalı hizmetlerine eklenmektedir.

Sigortasız çalıştırıldığı tespit edilenlerle ilgili olarak da aynı işlemler yapılmaktadır.

Bu işlemlerle ilgili olarak işverenlere uygulanacak yaptırım ve cezalar Sigortasız İşçi Çalıştıran İşverenlere Uygulanan Ceza ve Yaptırımlar / 5- Sigortalının Çalışma Gün Sayısını veya Kazancını Eksik Gösteren İşverenlere Uygulanan Cezalar: başlıklı bölümde belirtilmiştir.

6- Ücretlerin Düşük Bildirilmesi ve Asgari İşçilik Uygulaması:

Çalışanların prime esas kazançlarının düşük gösterilmesi veya çalışma gün sayılarını eksik gösterilmesi, sigortasız işçi çalıştırılması gibi nedenlerle Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yıllar önce asgari işçilik uygulaması hayata geçirilmiş olup, bu uygulama halen yürütülmektedir. Bu uygulama çerçevesinde, ihale mevzuatına göre yaptırılan işler ve özel bina inşaatları için Kurum tarafından iş bittikten sonra o işle ilgili olarak asgari işçilik hesaplaması yapılmakta, aynı şekilde devamlı işyerlerinde de incelenen dönemde Kuruma işin yürütümü için yeterli işçilik bildirilip bildirilmediği genel denetim yoluyla araştırıp incelenmekte; yapılan bu hesaplama ve incelemeler sonucunda eksik işçilik bildirildiği anlaşılırsa eksik işçiliğe ait prim gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte işverenden alınmakta, eğer eksik işçilik bildirildiği Müfettiş incelemesi sonucunda tespit edilmiş ise ayrıca idari para cezası uygulanmakta, buna karşın çok istisnai durumlar hariç, alınan bu prim karşılığında o işte/o işyerinde çalışmış olan sigortalılara herhangi bir hizmet kazandırılmamakta, dolayısıyla eksik işçilik bildirimi nedeniyle alınan primin o işte/o işyerinde çalışmış olan sigortalılara hiçbir faydası olmamaktadır. Oysa işverenler bunun bilincinde olsa, mevsimlik işlerde işin yapımı süresince, devamlı işyerlerinde de yıl boyunca sigortasız işçi çalıştırmasalar, sigortalı olarak çalıştırdıkları işçilerin primlerini asgari ücret üzerinden değil de sigortalıların gerçek kazançları üzerinden Kuruma bildirseler, mevsimlik iş veya devamlı işyeri ile ilgi inceleme bittiğinde çok büyük ihtimalle yeterli işçilik bildirilmiş olduğu sonucu ortaya çıkacak ve o işe/işyerine ait herhangi bir fark işçilik tahakkuk etmeyecek, aynı zamanda o işte/işyerinde çalışmış olan sigortalılar da bundan kazançlı çıkmış olacak, dolayısıyla da asgari işçilik uygulaması asıl amacına ulaşmış ve kayıt dışı istihdam da azalmış olacaktır. (www.isvesosyalguvenlik.com)

Esman DİLLİ*

—————–

* Başmüfettiş, Sosyal Güvenlik Kurumu

—————–

6 comments

  1. İŞKUR’a şikayette bulunabilirsiniz kıdem tazminatınız gerçek ücretinden ödenmesi için, eğer sonuç alamazsanız İş Mahkemesinde dava açmanız gerekir. Bu durumda sadece kıdem tazminatı farkını değil eksik gösterilen sigortalarınızın da gerçek ücretinize tamamlanmasını isteyebilirsiniz.

  2. Şirkette 5 yıldır çalışıyordum. Geçtiğimiz günlerde işveren ile sözlü anlaşılarak tek taraflı fesih yapıldı. ( işveren işime son verdi ). Sigorta primlerimiz asgari ücret üzerinden gösteriliyordu. İşten ayrılmadan önce de müdürümüz ile görüştüm ve kıdem – ihbar tazminatımın aldığım gerçek maaş üzerinden hesaplanarak, diğer sosyal haklarımda üzerine eklenerek hesaplanacağını sözlü olarak bana iletti. Hiç bir belge imzalamadım çıkışıma dair. ( ibraname vs gibi ) Şuan ise verilen söz yerine getirilmemekte. Elimde gerçek maaşımı ispatlayacak somut belgeler ( personel maaş listesi ) , ve şuan şirkette çalışıp aynı dertten muzdarip, aynı gün işine son verilen iki arkadaşım daha var. Benim gibi tazminatlarını yüksek ihtimalle asgari ücret üzerinden alacaklar. Şuan halen çalışmakta olan şahit olarak gösterebileceğim arkadaşlarım var. Ayrıca şunu belirteyim, bu ne koparabilirsem kardır operasyonu değil, yanlış anlaşılmak istemem. Çalıştığım yer küçük ve 15 çalışanı olan patron şirketi. Abi kardeş ilişkisi olan bir yer. ( ya da öyle görünen ) 5 yıldır neredeydin diye düşünen arkadaşlar şunu bilsinler ki yaşım 25. Burası benim ilk iş yerim diyebilirim. Geldiğimde bu tip işlerin döndüğünün bilgisine sahip değildim. Öğrendiğim de ise müdürümüze sözlü olarak ilettik, o da bizimle hemfikir oldu ve gerekli talebi patrona iletti ancak bişi değişmedi. bu olay yaklaşık olarak 2 yıl önceydi. Herhangi yazılı bir ikazımız olmadı. Şuan tek isteğim hakkım neyse onu alarak, ekmek yediğimiz kabı da pislemeden güzellikle ayrılmak. Ancak olur da yanlış yaparlarsa bana ne gibi bir yol izlemem gerekir. Desteklerinizi bekliyorum. teşekkürler.

  3. İşverene noter kanalıyla bir ihtarname çekip tazminatınızın ödenmesini talep edin, ödemezse İŞKUR’a başvurun, yine ödemezse İş Mahkemesinde dava açmanız gerekir. Ancak asgari ücretle değil de aylık 2 bin lira maaşla çalıştığınız kanıtlamanız gerekir.

  4. Ben bir iş yerinde 8 sene çalışıyorum sskayı aradım şikayet ettim iki milyar maaş alıyorum ama asgari ücret ödüyorlar şimdi ne yapmam lazım nasıl alırım tasminatımı

  5. Devlet müfettişlerini denetime gönderecek ki kendiside kazanacak işçide.fethiye de nerdeyse bütün restoran lar işçilerin pirimlerini asgari ucretten yatırıyor.müdür-ascibasi fark etmiyor.

  6. Çalışan bir işçi işini kaybetmemek için nerde görülmüş SGK piriminin maaştan ödenmediğini bildirmesi.Bunun için bir yasa çıkartmamaları yine biz işçilerin umursanmadığımız anlamına geliyor.Neden şikayet edilsinki zaten büyük bir oranda firmalar düşük ödeme yapıyorlar.Olan bizlere oluyor.Zengin yine parasına doymuyor…

Yorum yaz

E posta adresiniz yorumda görünmeyecek. Hakaret ve küfür içeren yorumlar yayımlanmayacaktır. YORUMLAR ONAYA TABİ OLUP, ONAYLANDIKTAN SONRA SAYFADA GÖRÜNECEKTİR. Zorunlu alanlar işaretlenmiştir. *

*